dustin latimer interview

Dustin Latimer: Xsjado artık öldü, ne diyebilirim ki

Oca 13 , 2018

Bu haftaki röportaj konuğumuz, dünya tekerlekli paten tarihinin en önemli isimlerinden Dustin Latimer. Röportaja başlamadan önce bu efsane isimden biraz bahsedelim...

1981 doğumlu Dustin Latimer, 8-9 yaşlarındayken paten kaymaya başladı. 16 yaşında, zamanın en önemli isimlerinin bulunduğu USD Pro Takımı'na katıldı. USD, Dustin Latimer adına pek çok profesyonel paten modeli üretti. Agresif paten tarihinin en önemli dvd'lerinden olan Coup De Tat'ın çıktığı 2000 senesinde Dustin Latimer arkadaşı Shane Coburn ile Mindgame markasını yarattı. Yayınladıkları Brain Fear Gone adlı dvd ile Mindgame, çok kısa sürede popüler olmayı başardı.
2003 senesinde Latimer, USD Pro Takımı'ndan ayrılarak kendi projesine yöneldi... XSJADO....
Xsjado o zamana kadar üretilmiş bütün patenlerden farklı olarak paten piyasasında bir şok etkisi yarattı. Ayakkabı ile giyilen bir paten olması, farklı dizayn ve grafiklere sahip olması ve en önemlisi felsefik yapısı ile Xsjado, patenden çok bir ideoloji oldu. 4-5 yıl sonra Xsjado'nun ortakları Latimer'i ne yazık ki yalnız bıraktı. Yüksek maaliyeti karşılayamayan Latimer, Xsjado markasını tüm tasarımları, modelleri, projeleri ve fikirleriyle Powerslide'a satmak zorunda kaldı. Daha sonra 2008 senesinde Dustin Latimer USD All Star takımına katıldı. Fakat bu birliktelik uzun sürmeyecek ve Latimer o tarihten itibaren bir daha ne USD ne de Xsjado için paten kayacaktı.

 

Patende.com'un röportaj isteğini kırmayan yaşayan efsane Dustin Latimer'a ve röportajın hazırlanma sürecinde desteklerini esirgemeyen Göksel İzcioğlu ve Ozan Avcıgil'e ayrı ayrı teşekkür ederiz.

Post photo: JEFF LINETT


          

 

Merhaba Dustin, bu röportajı yapabildiğimiz için mutluyuz. İlk kez ne zaman bir patenci gördün ve o kişinin kim olduğunu hatırlıyor musun? Kısaca, patene nasıl başladığını öğrenebilir miyiz?
Pateni ilk gördüğüm zamanı gerçekten hatırlamıyorum ancak ilk patenlerimin Variflex City Heat olduğunu hatırlıyorum. Tabii ki bir Rollerblade Lightning değildi fakat 1989’lu yıllarda sadece bunlar vardı. Ailemde ki kişilerin birkaçı Rollerblade TRS’den önceki kaliteli Rollerblade patenlere sahipti ve ben kıskanıyordum. Başlarda bu durumdan nefret ederdim.

Stilin daima zamanın ötesindeydi. Patene kendi yorumunu ve düşüncelerini kattın. Latimer’in stili nasıl oluştu? Genel olarak, stilini nasıl tanımlarsın?
Patene başladığımda yalnızca Frontside hareketi vardı. Bu yüzden bütün yaptığımız buydu. Daha sonra da bir Soul Grind gördüm ve tüm yapılanlar bundan ibaretti. Var olan her harekete aynı anda çalışmak yerine sırasıyla her harekete odaklanarak onlarda kendimizi mükemmelleştirdik. Hatta hareketleri denemeden önce koniler etrafında geri geri kayardık ve bu bize her açından rahat bir şekilde kaymamızı sağladı . O zamanlar bu işin bir kitabı yoktu. Herşey geliştikçe, beğendiğim patencileri izleyip (Chris Edwards, Arlo Eisenberg, TJ Webber, Earnie Villarino gibi) onların sevdiğim taraflarını taklit etmeye başladım. Ve tabii ki zamanla bütün bu parçalar bir araya gelerek beni oluşturdu, beni ben yaptı.

Senin zamanında üretilen patenler ile şu anki patenler arasında ne gibi farklılıklar görüyorsun? ‘ne varsa eskilerde vardır’ diyor musun?
Paten her zaman patendir. Ve tabii ki bizde o zamanların patenleriyle (Rollerblade Lightning TRS, Oxygen, K2 Fatty’ler ve Roces M12) kaydık. O zamandan beri patenler, hareketler uğruna evrim geçirdi. İlk USD patenler harikaydı, tabii ki Roces Fifth Element’ler de öyle, hatta ilk Xsjado patenler bile bir hazineydi.

Araştırdığımız kadarıyla paten yarışmalarına çok fazla katıldığın söylenemez. Bunun sebebini bize söyler misin? Yarışmalara katılmak senin için bir şey ifade etmiyor mu?
Ben sadece kaymaktan zevk alıyordum ve yalnızca kendimi geliştirmek için kayıyordum. Yarışmalar benim için fazla taraflıydı ve bu benim hoşuma gitmiyordu. Yapılan değerlendirmeler için belirlenmiş bir standart/ideal yoktu. Bu yüzden sadece kendi yolumda ilerledim.

Çoğunlukla şirketler, farklı projeler ve dvd’ler üzerine yoğunlaştın. Örneğin, Mindgame, Quality, England Clothing ve Xsjado. Bu tür büyük projelerle uğraştıktan sonra patenden neden uzaklaştın?
Yalnızca hayata yöneldim. Spot ışıklarının altında olmak beni her zaman zorlamıştır. Başkalarına aldırış etmeden sadece içimden geleni yapmak istedim, sanırım bu yüzdendi.
 

         


Xsjado’nun yaratıcılarından birisin. Böyle bir marka yaratma fikri nasıl gelişti? Xsjado bir eksiklik veya ihtiyaç üzerine mi doğdu?
Her ikisi yüzünden doğdu. Endüstriyi büyütmek, pateni geliştirmek ve o zamanlarda ilerleme gösteren şeylere katkıda bulunmak için bazı fikirlere sahiptik.

Xsjado neden Powerslide’a satıldı? Xsjado Powerslide’a satıldıktan sonra sence neler değişti? USD çatısı altında Xsjado’nun Shadow’a dönüşümü hakkında ne düşünüyorsun?
Yorum yok. Xsjado artık öldü, ne diyebilirim ki.

Kendine bazı enstrümanlar ürettiğini ve Quality’nin bazı müziklerini yaptığını biliyoruz. Ne tür müzikler dinliyorsun/yapıyorsun? Müzik hayatını nasıl etkiliyor?
Didgreidoos, Shakuhachi flütleri vs. gibi çok sayıda tahta nefesli çalgı ürettim. Müzikle olan ilerlemem beni, Yaratıcı’nın değişen bir çok ismini ve yönünü söylediğim Bhakti’nin ve Kirtan’nin manevi/ruhsal uygulamalarına götürdü. Özellikle bugünlerde Harmonium çalıyorum. Aynı zamanda gitar da.
 


9-10 yaşlarında baban senin için pek çok rampa yapmış. Sende çocuklarına aynı şeyleri yapıyor musun? Paten kaymalarını ister misin?
Çocuğum için bir çok rampa yaptım. Kendi pateni olmasına ve benden görmesine rağmen hiç bir zaman patene düşkün olmadı. Çevresinde paten kayan arkadaşı olmadığından o da yanaşmadı.

Gelecek ile ilgili planların nedir? Hayatının geri kalanını nasıl geçirmek istiyorsun?
Bu büyük bir soru. Hayatı dolu dolu yaşama taraftarıyım.  Hayatın bana rehberlik ettiği bu yolda, kaderimin bana ve Grace’e getirdiklerini kabul ederek, sezgilerim eşliğinde hayatın gerçek olacağı doğru seçimler yaparak...

Patende unutamadığın bir anı bize anlatır mısın?
Bir anı…….. Çok fazla anı var.

Pek fazla turnuvaya katılmamış olsam da Bercy Fransa’da yarıştım. Yarışmaya katılmayı gerçekten istememiştim fakat o süreçte arkadaşlarımla çok eğleniyordum. Bir sürü şampanya ve çok sayıda hashish içtikten sonra neden olmasın ki dedim. Sanırım performansımda iki ya da üç hareket yaptım. Çoğu yarışmanın aksine Bercy’de, hareketin nasıl yapıldığına bakılmaksızın hareket miktarına dayalı yüksek puanlar verilirdi. Benim de bir kaç hareketim yüksek puan aldı. Bir şekilde kazandım. Stadyum bir anda, olduğum alana doğru koşan izleyicilerle doldu. O insan selinden güvenlik eşliğinde çıkmak zorunda kaldım. Etrafta dolaşan ve bana dokunmaya çalışan binlerce insan yüzünden hayatımdan bir an gerçekten endişe duymuştum. Başka bir sürü anım var fakat yazmaya karar verdiğim ilk şey buydu.



 

Yeni başlayan veya profesyonel patencilere tavsiyelerin var mı? Ne söylemek istersin?
Yaptığın şeyin tadını çıkar…. Sadece kendin ol.

Barış, Aşk, Kay
Güzel şeyler yap ve onların iyi görünmesini sağla.

Paten kaymak serbest bir formdur. Kaykay ve bisikletin aksine, kayarken, paten ayaklarımıza bağlı olduğu için kendimizi daha özgür ve bütün hissederiz.Kayarken, hareketlerin, duruşun ve bütün görselliğin göz önündedir. Böylesine özgür bir formda stilini tam anlamıyla güzel göstermek gerçekten zor bir iş. Fikirleriniz ne olursa olsun, pateni insanlara tanıtırken bu gerçekliğin farkına varın. Eğer bu sporun büyümesini istiyorsanız; stilin, akıcılığın, yaratıcılığın temiz olmasına önem verin.
Paten kaymak sınırsız olanakları olan büyülü bir sanattır…  Paten sporunun tekrardan parlamasını istiyorsanız bütün bunları göz önünde bulundurun.
 

BU GÖNDERİLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
islam soysal röportaj
alphan ecevit röportaj